Büyük kuzenim Natalia’nın izniyle onun hikâyesini paylaşmak istiyorum — zor bir seçim, destek ve yeni bir yaşamın hikâyesi. En başından beri yanındaydım: doktor randevularında, hazırlık döneminde ve hastanede kaldığı süreçte. Sağlığındaki değişimi görmek — bitmeyen açlık ve ağırlık hissinden enerjiye ve mutlu anneliğe geçişini izlemek — benim için en büyük ödül oldu. Ergenlikten itibaren kilo almaya eğilimliydi, ama 30 yaşına kadar ciddi bir rahatsızlık vermiyordu. Her şey evlenip çocuk sahibi olmaya karar verdiğinde değişti. Bir buçuk yıl süren başarısız denemelerden sonra, deneyimli bir jinekolog-endokrinoloğa başvurdu. Doktor hemen kilo sorununa dikkat çekti.
Yapılan incelemelerden sonra ciddi bir hormonal dengesizlik tespit edildi — östrojen eksikliği ve hiperprolaktinemi. Bu tür bir dengesizlik sadece ikincil kısırlık olarak ortaya çıkmaz, birçok belirtisi vardır. Bunlardan biri, Natalia’nın okul yıllarından beri yaşadığı aşırı açlık hissiydi. Standart bir yemek porsiyonu ona asla yetmiyordu, doygunluk hissetmiyordu.
İlk 5 yıl boyunca doktorlar hormonal dengesizliği ilaçlarla düzeltmeye çalıştı, ancak farmakoterapi olumlu sonuç vermedi. Aksine, metabolizmasına olumsuz etki yaptı ve Natalia hızla kilo aldı. 38 yaşına geldiğinde, 168 cm boyuyla yaklaşık 130 kg ağırlığındaydı.
Bu kiloyla hamileliği taşımak imkânsızdı, tam bir yaşam sürmek de öyle. Doktoruyla görüştükten sonra Natalia sorumluluk sahibi bir adım attı — mide rezeksiyonu geçirmeye karar verdi. Kendi şehrinde uygun bir klinik bulunmadığından, ameliyatı Kiev’de yapmayı seçti. Haftalarca süren hazırlık ve ön muayeneler sonsuz gibi geldi. Natalia’ya göre hazırlık süreci, ameliyatın kendisinden çok daha yorucu ve yıpratıcıydı.
Ameliyattan sonra 5 gün hastanede kaldı ve ilk iyileşme dönemi sonunda kendini iyi hissediyordu. Zorlayıcı başlangıç koşullarına rağmen, toparlanma hızlıydı. En yoğun kilo kaybı ilk ayda gerçekleşti: eve döndüğünde 125 kg idi (ameliyat öncesi 131 kg). Bir ay sonra kilosu 108 kg’a düştü.
Jinekoloğunun önerisiyle Natalia, kan şekerini takip etti, her ay biyokimyasal kan testleri ve östrojen ile progesteron seviyelerini kontrol ettirdi. Bu dönemdeki en rahatsız edici belirti yemeklerden sonra ortaya çıkan bulantıydı.
Evde küçük porsiyonlara uyum sağlamak kolay değildi — alışkanlıkla daha çok yemek istiyordu, oysa gerçek açlık hissi yoktu. Aşırı yediğinde vücudu hemen bulantıyla tepki veriyordu. İlk 3 ay içinde, daha önce tolere ettiği bazı yiyeceklere karşı (bazı yağlı balık türleri, tam yağlı süt ürünleri, ekşi meyveler) intolerans geliştirdi.
Zamanla Natalia beslenmesini ayarladı, uygun porsiyon büyüklüğünü buldu ve olumsuz belirtiler azalmaya başladı. Kilosu düşmeye devam etti ve ameliyattan 6 ay sonra, yıllar içinde ilk kez 100 kilonun altına indi. Süreç zamanla yavaşladı, ancak ilerleme sadece tartıda değil, genel durumda da görülebiliyordu.
En büyük başarı, yeme alışkanlıklarının değişmesiydi. Natalia artık sürekli açlık çekmiyor, ölçülü yemeyi öğreniyor ve sağlıklı bir doygunluk yaşıyordu. İlk yıl içinde halsizlik, baş dönmesi, ani bulantı veya kusma olmadı. Vücudu değişimlere enerji ve iyi bir sağlıkla karşılık verdi. Hormonal dengeleme de başarılı oldu, test sonuçları normale döndü.
Natalia mide rezeksiyonunu 2018’de geçirdi ve 2022’de eşiyle birlikte uzun zamandır bekledikleri ilk çocuklarını kucaklarına aldılar. Hamilelik sürecinde 7 kilo aldı, ama bebeğine baktığı ilk yıl içinde bunları kaybetti.
Bariatrik ameliyat üzerinden 7 yıl geçti ve kendini harika hissediyor. Mevcut kilosu 75 ile 80 kg arasında değişiyor. Bu sonuca ulaşmasına ve annelik mutluluğunu yaşamasına yardımcı olan doktorları her gün minnetle anıyor. Sürece yeni hazırlanan herkese başarı ve kendine güven diliyor!