İrina Mironova, obeziteyi yenme hikayesini bizimle paylaştı. Hikayesinde, kendi deneyimlerini ve doğru yaklaşımın hayatını nasıl değiştirdiğini anlatıyor.
Çocukluğumdan beri biraz tombuldum. İlk başta bu sevimli görünüyordu, sonra — saçma şakaların konusu oldu ve yetişkin olduğumda fazla kilolar gerçek bir sorun haline geldi. Her türlü diyeti denedim: kefirle karabuğday (greçka), cumartesi günleri oruç, zayıflama hapları. Hepsi geri geliyor, ben de suçlu ve üzgün hissediyordum.
Terazi üç haneli bir sayı gösterdiğinde mide ameliyatını düşündüm — bariatrik cerrahi. Belki de bana yardımcı olacak tek yol oydu. Ama buna karar vermek korkutucuydu. Ya bir şey ters giderse?
Bir gün mutfakta oturmuş boş tabağa üzgünce bakıyordum. O anda aklıma geldi: ya bir kez daha denersem? Kendime bir şans daha veririm, ama farklı bir yoldan — diyetler ve kısıtlamalar olmadan.
Kademeli hareket etmeye karar verdim. Öncelikle kendimi cezalandırmayı bıraktım. Kendime karşı nefret duymanın beni daha çok yedirdiğini anladım. Kendime hoş sözler söylemeye, küçük şeyler için bile kendimi övmeye başladım.
İkincisi, yediklerimin hepsini bir deftere yazmaya başladım. Başta üşendim, ama sonra bunun işe yaradığını fark ettim. Gün içinde ne yediğimi ve içtiğimi not ettim. Böylece neden aşırı yediğimi anladım: can sıkıntısı, stres, yalnızlık.
Üçüncü olarak bir film izledim. Tesadüfen karşıma çıktı; adı “Turning Point”. Bana çok yardımcı oldu. Sadece kilo vermek değil, sağlığını iyileştirmek isteyen herkese tavsiye ederim. Filmi birkaç kez izledim. Ne yediğim üzerine düşünmeme neden oldu. Katı bir diyet uygulamadım. Sadece yasaklamak yerine bazı yiyecekleri başkalarıyla değiştirmeye başladım: zararlı olanı faydalı olanla. Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, kızarmış patates yerine sebzeler, gazlı içecek yerine limonlu su. Daha fazla protein, lif ve sağlıklı yağ almaya çalıştım.
Dördüncü olarak daha çok yürümeye başladım. İlk başta sadece evin çevresinde, sonra arkadaşlarla yürüyüşlere çıkan, farklı ilginç rotalar bulan bir hâle geldim. Önemli olan aynı fikri paylaşan insanları bulmak ve hoşlandığın şeyi yapmak.
Beşinci olarak psikoloğa gittim. Bir arkadaşım ikna etti. Açıkçası işe yarayacağına inanmıyordum. Ama birkaç seanstan sonra tavsiyeleri dinledim. Ve sabit duran kilolar azalmaya başlayınca anladım ki yemeğe olan düşkünlüğüm kafamda bir sorundu. Uzun süre özellikle akşamları tatlıyı bırakamıyordum. Psikolog kendimi anlamama ve yiyeceğe bakışımı değiştirmeme yardımcı oldu. İstediğimde dikkatim dağıtmayı öğrendim: tatlı istiyorsam kalkıp başka bir şey yapıyordum.
Açık konuşayım: başlangıçta zordu, evet, tökezledim. Ama kendimi azarlamayı bırakıp nedenini anlamayı öğrendim. Bunun bir kısa mesafe koşusu değil, bir maraton olduğunu ve durmamak gerektiğini anladım.
Zaman geçtikçe kilolar yavaş yavaş gitti. Acele etmedim, sürecin tadını çıkardım. Kendimi daha iyi, daha enerjik, daha özgüvenli hissettim. Aynaya baktığımda bedenimin nasıl değiştiğini gördüm.
Bir buçuk yılda 19 kg verdim! Hayır, model olmadım ama çok daha ince, sağlıklı ve mutlu oldum. Kendimi ve bedenimi sevmeyi, ona iyi bakmayı ve dinlemeyi öğrendim.
Ameliyat yaptırmadığım için pişman değilim. Aksine kendime bir şans verdiğim için mutluyum. Kendim üzerinde çalışmaya devam ediyorum, ama artık sadece kilo vermek için değil, daha iyi bir insan olmak için. Hayatım şimdi enerji, neşe ve özgüvenle dolu. Artık aynaya bakmaktan korkmuyorum; kendimi seviyorum ve kendime minnettarım.
En önemli dersim — ölçüyü bilmeyi öğrenmek oldu. Vücudumu dinlemeyi öğrendim: ne zaman gerçekten bir şey istiyor, ne zaman ise alışkanlık veya duygusal yeme söz konusu. İstersen misafirlikte bir dilim pasta ya da sevdiğim dondurmayı yerim, ama bu tam bir geri dönüşe neden olmaz.
Eminim gerçekten isterse herkes hayatını değiştirebilir. Denemekten, hata yapmaktan ve belirlediğin hedefe doğru tekrar yürümekten korkma.
Benim hikâyem parmak şıklatmasıyla birdenbire ince hale gelmekle ilgili bir masal değil. Hayır! Bu, kendim üzerinde çalıştığım ve kendimi sevdiğim bir hikâye. Ben başarabildiysem, siz de başarabilirsiniz. Kendinize inanın ve ilk adımı atın — sağlığınıza doğru bir adım.